Birbirinden Güzel 33 InterRail Anısı

Birbirinden Güzel 33 InterRail Anısı

Son 5 ay içerisinde

1
. Köln havaalanında tanıştığım bi adamla ortaklık kurduk. Bi ay beraber part – time amelelik, bahçıvanlık yaptık. Harçlığımı öyle çıkardım.

2
. Paris’te trene kaçak binince yakalandım. Para yok, cezayı ödememekte diretince adam kenara çekip yarısını istedi. Reddedince pasaportuna el koyarım dedi. Rüşvet istiyor diye şikayet ettim.Sonraki ilk durakta tüydüm. 

3. Köln’de bit pazarında Kırşehirli bir teyzeyle tanıştım. Tek başına yaşıyormuş. Zamanla arkadaş olduk. Darbeden sonra Almanya’da kalma ihtimalime karşı helal süt emmiş bir kız buldu bana. Babası Bursalı eski bir öğretmenmiş. Sonraki günlerde birer kahve içmek için sözleştik. Bi saat muhabbet edip evlilik fikrine güldük.  

Nafize Teyze ben gelmeden önce iki poşet tişört bi de şık bir Alman ayakkabısı verdi. 

4
. Amsterdam’da sadece mantara para verdim. Karnımı evden getirdiğim yemekle ve binbir çeşit peynir dükkanının deneme ürünleriyle doyurdum. Van Gogh Müzesi’nin önünde Çorumlu bir babadan gelme Avustralya doğumlu bir hippiyle karşılaştım. Dünyanın sabit bir yere çakılı kalıp yaşlanmak için fazla ürkütücü olduğunu söylüyordu. Çok güzeldi. 

5
. Prag’da bir barda sızınca herifin tekinin dakikalardır göğsümü sıvazladığını fark ettim. Lan dedim! Gülerek arkadaşlarının olduğu masayı işaret etti. Top’u birden San Fransisco’da bir reklam şirketinde çalışıyormuş.  

6
. Berlin’de yakın bir Alman arkadaşımın sevgilisinden ayrıldığını öğrendim. Yarım saat kızı dinledim. Boşver erkekler böyledir dedim. Ne erkeği dedi.

7
. Metroda şarap turları düzenleyen bir Amerikalıyla, modern dansla ilgilenen İsrailli bir kadın sanatçıyla ve İtalyan bir garsonla sohbete daldık. Son durağa gelince aslında kimsenin inmesi gereken durakta inmediğini fark ettik. Gülüşüp vedalaştık. 

8
. Atina’da fark ettim ki öğrenci biletim yok. Akropolis’e yarım saat yürüdüm. Sit alanı 20€’dan başlıyor. Görmeden dönmek olmaz dedim, çiti dolanıp telin üzerinden atlamaya çalışırken köpekler tarafından kovalandım. Aşağıya kadar nasıl koştuğumu hatırlamıyorum. 

9
. Aachen’de Hollanda, Belçika ve Almanya’nın birleştiği noktaya gittim. Yolda bir bahçeye dadanıp elmalarla doyurduk karnımızı. 

10
. Viyana’da bir arkadaşın arkadaşında kalacaktım. Son anda yamuk yaptı. Hosteller ateş pahası, iki gece dışarda yattım. 

11
. Bratislava’da otobüse iki saat kala çantamı çaldırdım. Pasaport, kimlik, banka kartı ne varsa gitti. Karakolda ifade verirken arkadaşım çaldırdığın yere bi bakayım dedi. Otobüse yarım saat kala çantayı çaldırdığım yerde buldu. Vicdanlı hırsızmış deyip takdir ettik. 

12
. Gecenin bi yarısı Bratislava’ya vardık. Çadır için uygun yer bulamadık. Ya da pek uğraşmadık, halimiz perperişan. Son çare otostop çekip bi hostele gittik. Kapı kilitli, in cin top oynuyor. Yakınlarda bulduğumuz ilk yeşilliğe çadırı kurduk. Sabah fark ettik ki ne idüğü belirsiz bir mezarın yanında uyumuşuz. 

13
. Budapeşte’de Özgürlük Köprüsü’nde daha iki gün öncesinde tanıştığım biriyle hayatımın en güzel sohbetlerinden birini yaptım. 

14
. Frankfurt’da kalacak yer yine son anda yamuk çizdi. Tren istasyonunda ayyaşlarla iç içe, ellerim tetikte uyudum. Sabah polis tekmesiyle uyandım. 

15
. Brüksel’de Berlin otobüsüne yetişmek için trene bindim. Gözümü açtığımda Brugge’de olduğumu ve Berlin otobüsüne yarım saat kaldığını fark ettim. Otobüsü kaçırdım. Yalvar yakar bi sonraki güne ertelettim. O da garanti değil, yer varsa bakarız dedi adam. Yeni bilete para yok. Eşek ölüsü yükümle şansımı denemeye karar verdim. Denderluuw’dan Kuzey İstasyonu’na yarım saat yol teptim. Hareket saatine 5 kala haydi atla, gidiyorsun dediler. 

16
. Varşova’da, Sudan’da gönüllülük yapmış, savaş başlayınca ülkesine geri dönmek zorunda kalan bir kadının evinde kaldım. Eşi koyu bir Leiga Warsazwa taraftarıydı. Son gün evlerinin neredeyse stadın dibinde olduğunu öğrendim. Takımlarının maçı vardı, üç beş kişi toplanıp sohbete daldılar. Misafirlerden birinin ailesinde Kürt bir damat varmış. Sordu da sordu. Hep beraber şampiyonlar ligi maçına gittiler, ben de havaalanına. 

17
. Bi gün okuldan sonra yine yurdun yolunu tuttum. Binanın hemen yanında FC Köln’ün stadı var. Mahşeri kalabalık. İnip baktım, Rihanna’nın konseri varmış. Kıyafetini evde unutmuş gönüllü numarası yaptım, ikinci aşamada yakaladılar.

18
. Hızlı trenle 8 saat yol yapıp Köln’den ta Bavyera’ya arkadaşımı ziyarete gittim. Aramız limoniydi, belki toparlarız diye bi ton masraf yapmıştım. Gecenin bi yarısı oraya vardıktan sonra terk edildim. Tren istasyonunda salya sümük sabaha kadar ağlayıp ilk trenle Münih’e kaçtım. 

19
. Münih’te Antepli bir restoran sahibinin evinde kaldım. Eskiden bir orkestrada çalarmış, bilmediği alet yok. Sabahlara kadar çalıp söyledik. 

20
. Hamburg’da 4 kişi, Couchsurfing’den tanıştığı Mısırlı birine aşık olan bir Almanın evinde kaldık. O gece, kendimizi birkaç saat öncesine kadar hiçbirini tanımadığımız insanların arasında barbekü yaparken bulduk. Hepsi bilgisayar oyunları geliştiren bir firmada çalışıyordu. Numaralı gözlükler, isyankar göbekler. De ki elemanlar bildiğimiz inek tipler. Saatlerce kimin ne dediğini anlamadan konuştuk. 

21
. Viyana’da eski bir arkadaşla tesadüfen karşılaştık. Beraber açıkhava film festivaline gittik. Yarım saat takılıp otobüsümüze yetiştik. 

22
. Tanıyalı henüz birkaç gün olmuş bir adamla 3 kişi ‘bi iş için’ Duisburg’a gittik. Adam kaçakçı, dolandırıcı, mafya çıktı. Meğerse haraca gitmiş. Sonradan öğrendik. 

23
. Berlin’de otuzunu devirmiş İsveçli bir kadınla tanıştım. Dünyanın en güzellerinden değilse en tatlılarından biriydi. Sohbet edip eğlendik. Benim için çok küçüksün deyip yeryüzünün en tatlı öpücüğünü verdi. Kalakaldım. 

24
. Almanya’da annesi koreli, babası Alman melez bir kızla tanıştım. Yaş 28, dört sene edebiyat okuyup tıpa başlamış. Bi iki gün takıldık, sonra birden sessizleşti. Saatini bende unuttu. Bi daha da haber alamadım.  

25
. Almanyada otuzuna merdiven dayamış bir kadınla tanıştım. Sabahlara kadar Rhein kıyısında sohbet ediyorduk. Son gün senden çocuğum olsun istiyorum dedi. Çocuk kısmında anlaşamadık, dağıldık. 

26
. Craigslist’ten bir iş buldum. Parisli zengin bir işadamın malikânelerini, villalarını vs. Airbnb’de kiraya verecektim. Adamın fazla vakti olmadığı için ilgilenemiyormuş. Bir ay gece gündüz uğraştım. Her seferinde hesabım devredışı bırakıldı. Ne yapalım dedim? Siktir et dedi. Tek kuruş alamadım. 

27
. Bi arkadaşın arkadaşının bisikletini beleşe aldım. 20€ masraf yaptım. Kırkı çıkmadan çaldılar. Kalktım 40€’ya yeni bi tane daha aldım. Dört ay bindim, 50€’ya sattım. 

28
. Craigslist’e her türlü ev işleri itina ile yapılır diye bir ilan verdim. Yaşlı kadının biri mesaj attı. Bahçe mahçe işleri yapılacakmış. Sonraki gün gittim, ne işin var burda dedi. Kocasını pazar günü rahatsız etme hakkım yokmuş. Küfür edip yolladı.

29
. Yemek kartına para yüklemek için bi arkadaşın hesaba para yatırmasını bekliyordum. O geledursun, okulun bahçesinde güneşlenmeye koyuldum. Bi öğrenci gelip kırk dakikalık bir psikoloji deneyine katılmak isteyip istemediğimi sordu. İyi bari dedim, kırk dakika sonunda en düşük puanı alan bendim. İş bitince fark ettim ki IQ testiymiş. Tam teşekkür edip çıkacağım, katılım ücreti olarak çıkarıp 10€ verdiler. Siktir et dedim. Parayı alıp doğru yemekhaneye, o arkadaş hâlâ para yatıracak. 

30
. Dini bir bayramı eski bir Evanjelik kilisede kutlamak üzere Hristiyan bir arkadaşla sözleştik. Geç uyandım, telaşla atladığım otobüs beni yanlış yere götürdü. Sonraki otobüse daha bi saat var. Google maps’i açıp ver allah pedala abanmaya başladım. Yarım saat sonra şarjım bitti. Arkadaş hâlâ bekliyor. Binbir telaş buluşma saatinden tam iki saat sonra kendimi kiliseye anca atabildim. Tam o anda rahip, katılımcılara teşekkür edip programı bitirdi. Sırılsıklam ve nefes nefese kalan beni göstererek millete alkışlattı, bozuntuya vermedim. O arkadaşım dışında herkes gülüyordu. 

31
. Uzun tatil dönemlerinin birinde yine anahtarlarımı kaybettim. Kalacak yer yok, tanıdıkların hemen hepsi şehir dışında. Kim var kim yok derken İspanyol bi arkadaşı aradım. Tabii dedi, ne demek! O club senin bu club benim gece boyunca gezdirdi bizi. E hadi gitmiyor muyuz dedim, evden atıldım dedi.

32
. Varşova’da işinden yeni istifa etmiş, hayatın anlamını gezerek bulmaya kararlı orta halli bir kadınla ve onu misafir eden Brezilyalı bir bilim adamıyla tanıştım. Pinpaw diye bir bara geçtik. Üç – dört derken bir anda sekiz – dokuz kişi olduk. O sırada adamın biri kıza mesaj attı. Marriot Otel’de kral odasında kaldığını, isterse gelebileceğini söyledi. Adamın otelde kaldığı falan yok, kızı kapmak için sıkmış. Telefonu alıp adamı yarım saat işletip gaza verdik. Bi saate ordayım dedi. Gelince kimse oralı olmadı. Özür dileyip gitti. Kıza gülücük mesajı atıp bitirdi. 

33
. Berlin’de ebeveynleriyle tartışıp Avrupa turuna çıkmış bir İskoçla tanıştım. 19 ya var ya yok. Çulsuzların toplandığı bi bara geçtik. Avustralyalı bir sokak sanatçısı da bize katıldı. Geriye bir kişi kalmıştı, Emily’yi bekliyorduk. Kız kendini tarif etmeden irtibat koptu, kapıya geçip içeri giren her şüpheliye Emily olup olmadığını sordum. On dakka sonra sıktı, birine daha sordum. Hayır dedi. Kimsin peki dedim, adını söyledi. Emily olur musun bu gece dedim. Güldü, kabul etti. Herkes onu Emily olarak bildi o gece. Sonra ne oldu bilmiyorum.
Teşekkürler Bilal Ata

Comments

comments

Previous 30 Agustos InterRail Türkiye'de Nasıl Kutlandı 
Next Servan Turan'dan Hindistan Tavsiyeleri

0 Comments

No Comments Yet!

You can be first to comment this post!

Leave a Reply

You might also like

Raydan Çıkanlar 0 Comments

Interrail Köyü | Bir Huzur Hayali

Türkiye’de çok güzel şeyler de oluyor. Bunlardan biri de InterRail Köyü… Öğrenci Kariyeri ekibimizden Cihat Mola başarılı bir röportaja imza attı. Ve köyün kurucularından Bestami Köse ile röportaj gerçekleştirdi. İşte

Raydan Çıkanlar

Bir Marakeş Tarifi

Bir sehir hayal edin. Kırmızı bir mimari, baharat kokan sokaklar, maymunlar, yılanlar, cambazlar, hokkabazlar… Bir karnaval havası var ama yıl 1550. Riff Cohen’ in dillerine doladığı Marakeş şarkısı eşliğinde fas