Adım Adım Balkanlar

Adım Adım Balkanlar

Şimdi sizin kafanızda iki soru var

  1. Balkanlar Gezisi nedir
  2. Nasıl yapılır

Kaç gün : 11 

Kaç ülke : 6 

Kaç şehir: 17

Kaç kişi : 4

Kim kim : Ekrem Ünal Selami Başal ve Ayça Yaren Derin

Neyle : Araç kiralayarak

Nerden kiraladık : Rentalcars üzerinden “Alamo” firmasından

Kaça kiraladık : 509 tl (10,5 gün)

Nasıl yani, sadece 509 tl mi : Bir de 105 € green card ücreti verdik
Rota : Üsküp, tetovo (kalkandelen) mavrova gölü, ohrid, elbasan, tiran,dajti dağı(telefrik ile) işkodra,sveti stefan adası, budva,kotor,herceg novi,trebinje,blagaj tekkesi,mostar,konjic,saraybosna, belgrad,niş,priştine, matka kanyonu
Kaç km sürdü bu rota : 1860

Kaç lt benzin aldık : 85

Navigasyon var mıydı : Yoktu, “maps me” müthiş bir hizmet

Tarih : 31 Mart – 10 Nisan

Uçak bileti : Gidiş ve dönüş – Üsküp 

Kaça : 217 tl (kişi başı)

Firma : Thy (Aerobilet’ten aldık, ekstra indirimli oldu)

Bileti ne zaman aldık : 30 eylül

Hacı o değilde kaça patladı adam başı : yaklaşık 250 € 

Nerde konakladık 👇


Hostel 42 – Üsküp (4 kişilik odada, kişi başı 5.5€)

House Passage – Ohrid (4 kişilik odada kişi başı 9 €)

Shkodra Backpackers Hostel – işkodra (2 kişi 4 kişilik odada kişi başı 7€ , 2 kişi de çift kişilik özel bi odada kişi başı 8.5 € )

Apartments Bella – Kotor – 2 gece kaldık (alt katı salon ve mutfak, üst katı 2 ayrı odadan oluşan harika bir daire, gecelik kişi başı 6.5 € )
Little Rock Rooms – Mostar (2 ayrı odalı ilginç bi daire, kişi başı 8 € ) 
At mejdan Rooms – Saraybosna (2 adet 2 kişilik oda, kişi başı 7.5 € )
Hostel Parliament – Belgrad (2 adet 2 kişilik oda , kişi başı 9.5 € ) 
Hostel Friends – Belgrad ( 2 kişi 6 kişilik odada kişi başı 7 € , 2 kişi de çift kişilik bi odada kişi başı 9 € ) 
Hostel Centre – Priştine (4 kişi 7 kişilik bi odayı kişi başı 10 €’ya kapadık )
Bu otelleri nerden bulduk : Sonuncusu hariç Booking’ten rez yaptırdım. Yola çıkmadan ilk 6 gecemizi ayarlamıştım.Diğer 4 geceyi gezi esnasında bulduk
Özel Not : Her ne kadar bu grup için ciddiye bile alınmayacak basitlikte bi gezi olsada, çocukluk hayalim olan topraklar olması hasebiyle bu hayalimi gerçekleştirmemi sağladığı için Ayça Yarim’e minnettarım
Balkanlar turu yapacak hemen herkesin aklında 2 temel soru oluyor genelde. 1.’si rota , 2.’si ulaşım. 

İlk başta kız arkadaşım ve kendim için bilet aldıktan sonra internetten güzergah ve ulaşım bilgilerini araştırmaya başladım. Ancak ülkeler arası vasıta yok denecek kadar azdı. Olanlar da günde bir yada iki kere vardı. Basit bi hesap yapıp 3 kişi araba kiralamanın daha hesaplı olacağını anlayınca 16 yaşında ki erkek kardeşimi bizle gelmesi için ikna etmeye başladım.(istekli değildi hiç) Ücretsiz pasaport çıkarttırdım önce. Sonra babamı ikna edip ocak ayında biletini aldık (bizimkiler gibi 217 tl olmasa da 340 liraya huzur içinde çözdük aerobiletten)

Derken bir arkadaşımın daha halkaya eklenmesiyle 4 kişi olduk.
Araç kiralama konusuna gelecek olursak,

benzer geziye çıkmış bi kaç kişiye sordum, günlük 30-35 € dediler. Halbu ki internette onlarca firmada yüzlerce fiyat vardı.11 gün için 500 lira civarından başlayan rakamlar gördüm pek çok sayfada. Doğal olarak insanın aklına şu soru geliyo. Rezervasyonu yapsam oraya gidince bizden zorunlu olarak başka ne gibi bi ücret alırlar. Sigorta vs hiç bi koruma paketi almasam bi şey olur mu. Son dakka bi sürpriz çıkar mı vs. Üsküp’te rent a car işi yapan sahibi türk olan yerel bi firmayla whatsapp üzerinden bağlantıya geçip fiyat aldım.10,5 gün için ; Araç bedeli 280 , havalimanı vergisi 20 ve green card için 50 € , toplam 350 € dedi. Diğer firmalar 500 küsur liraya veriyo diyince , kardeşim hiç onlara bulaşma, üç kuruş az vericem diye riske girme, bizden alsan ve bi sorun çıksa rahat rahat iletişim kurabiliriz, (ingilizcem yok denecek kadar az) 

ayrıca kredi kartından ön ödeme çekmeyiz, depozito niyetine bi 100 € alırız o kadar dedi. 

İnternette ki firmalar ise 500 € karta bloke koyuyor, aracı sağlam teslim edince, kaldırıyorlarmış. 

Velhasıl düşün taşın en ucuz olanı seçtik, 509 liraya Alamo firmasından rezervasyon yaptık mart ayı içerisinde.

Üsküp’e indiğimizde ben hariç 3 kişinin pasaportlarını aldılar, bi süre beklettiler. Sonra klasik sorular geldi ; neden geldiniz nerelere gideceksiniz vs. Kapsamlı bi gezi olacağını anlattığımızda “öyle kafanıza göre gezemezsiniz, bi tur firmasına katılmanız gerekirdi” gibi saçma cevaplar verdi.Biz tabi ciddiye almadık adamın laflarını. Etrafta türkçe bilen birini aradım. Bu lavuk ne diyo, ben şimdi bu ülkeyi ve çevreyi gezemez miyim, neyin hesabını yapıyo dedim. Herşeyin (araç,oteller vs) hazır olduğunu anlattım’. Gitti tercüme etti. Beraber rent a car firmasına gidip rezervasyonumu kontrol ettik. “Ha iyi o zaman, geçebilirsiniz” diyerek pasaportları geri verdi. 3 pasaportta yepisyeni olduğu için işkillenmiş. Neyse efenim, firmadan aracı almak üzere harekete geçtik, fakat ufak bi sürpriz çıktı, green card ücreti (Aracı kiraladığın ülkenin dışına çıkacaksan, gerekli olan bi kağıt parçası) 

Ben sabit bi fiyat sanıyordum bu green card’ı. Meğerse öyle değilmiş. Bizden, gideceğimiz her ülke için ayrı ayrı 35 € istedi.Komşu 5 ülkeye de gidecektim. Şimdi kalkıp 175 € verecek halimiz yoktu. Bu türk firmasıyla kontak kurup sordum, normaldir, ben sana demiştim dedi, diğer firmalardan fiyat aldım, 350 €’nun altına gelmiyo. Biz hepi topu 130 € civarı vermiştik araç için (509 tl) 

Gidip pazarlık yaptık ve hadi bi ülkenin parasını almiyim dedirttik. Bende kosova’yı gözden çıkarıp 4 ülke yazdırdım. Bir ülke ikram ettiği için 105 € verdik.
Normalde bizim seçtiğimiz araç en ucuz araç olduğu için recep ivedik’in kullandığının benzeri birşey bekliyoruz. Bi gittik otoparka, yanyana on tane fiat linea. Yani onlarca farklı fiyat ve ona göre otomobil var ama bence 3-4 farklı araç var. Muhtemelen 500 değilde 750’lik bi araç ayırtsaydık da aynı arabayı verecekti. Güya bize kıyak yaptı. 4 kişisiniz, çanta da var, alın bunu rahat rahat gezin dedi. Teslim alırken fotoğraf çektik her bi yanını, ve yola çıktık. 
Şehir merkezine kadar olan yol otoyol olduğu için gişelerde durup fiş aldık. 15 km sonra ödeme noktasında elimizde hiç dinar olmadığı için € verdik, para üstünü dinar verdi görevli. 

Aynı şekilde diğer ülkelerde de bu durumu yaşadık,o ülkenin parası yoksa € alıyorlar. 
Kısa kısa anlatayım : Üsküp eski bi şehir ama her yerde heykeller sütunlar var. Şehri güzelleştirmeye çalışıyolar ama yemez, biraz zorlama yani.Bu arada kaldığımız otelin otoparkı var ve iskender meydanına 6-7 dakka mesafede.
Tetovo , ohrid yolu üstünde küçük bi şehir araçtan inmeden bile bi geçilebilir şehir merkezinden. En ünlü yapısı Alaca Camii (Kapısında paşa camii yazıyor ) 
Ohrid harika ötesi bi yer. Göl şehire hayat katmış resmen. Çarşısı pazarı sahili eski yapıları herşey çok güzel. Kaldığımız otel çarşının içinde oldukça lüks bi yer. Sabah erkenden kalkıp tertemiz göle girdik, girdik dediğim 40-50 saniye falan anca kalmışızdır.

Sonra ki gün Arnavutluk sınırına geldik. Elbasan’a uğrayıp Tiran’ı gezip, telefirik ile dajti dağına çıkıp gece işkodra’ya geldik. 
Hemen belirteyim ki şimdiye kadar okuduğum balkanlar gezi yazılarından Tiran için çıkardığım sonuç, bok gibi bi şehir idi. Öyle anlatıyorlardı. Ancak , belki de beklentim çok düşük olduğu için, bende gayet muntazam , ferah , şık bi şehir izlenimi bıraktı. Cafeler, parklar,geniş kaldırımlı yollar vs çoğu balkan şehrinden iyiydi.
Tiran merkeze 6-7 km mesafede bulunan telefirik ile , şehri tepeden gören Dajti dağına çıkma ücreti gidiş dönüş 6 €. Dünyanın en dik hatlarından biri burası. Tek yol 20 dakka civarı sürüyor. Yukarda sanki bi panayır karşıladı bizi. Çocuğunu kapan kendini buraya atmış, kafa dinliyor,eğleniyor.
Hava kararmaya yakın inişe geçip, insan sayısı kadar bisiklete sahip işkodra’da ki hostelimize yerleştik. Ertesi sabah şehri turlayıp Karadağ sınırına doğru yola çıktık.Bu arada Arnavutluk yolları yer yer otoban olsa da , çoğu zaman virajlı ve tek şerit. Karadağ niyeyse yol konusunuda biraz daha gelişmiştir hissi yaratıyordu bende. Ancak sınırdan Bar’a kadar olan yollar, abartmıyorum, memleketim olan sinop’un ayaz köyünden türkeli ilçesine kadar olan bölümünden daha beterdi. Bar’dan sonra en azından düzgün bi tek şeritli yol geldi. Sveti stefan molası verip Budva’ya giriş yaptık. Suriçi eski kent gezisi sonrası kotor’a geldik.
 Normalde booking’de görülen en ucuz odalardan birini tutmuştum. Ancak nasıl olduysa, asıl binadan farklı bi yere götürüp iki katlı müstakil bi daire gösterip işte burası dediler. Evi görür görmez ikinci günün de ödemesini yapıp garantiye almak istedik. Neyse ki dolu değilmiş. Ev Kotor’un 2 numaralı sur girişinin hemen yanıbaşında. Hava biraz yağışlı olduğu için evin de tadını en az kotor kadar çıkarabildik. Hatta market alışverişine çıkıp,yemeden duramadığımız makarneks bile yaptık.

Araç olduğu için körfezi komple dolandık.
 3.günün sabahı Bosna’ya geçmek üzere yola çıktık. Maps me’nin yolunu izledik,bizi arabalı vapura getirdi. 4,5 € verip araçla karşıya geçtik. Herceg novi’de bi tur atıp Bosna sınırına geldik. İlk kez bütün çantalara bagaja vs baktılar. Üç beş kelime türkçe kelime söyleyip şakalar yapıp pasaportları verdiler. Bosna yolları az buçuk daha normal. 

Trebinje’de yemek molası verip şehri gezdik. Yola çıkmadan önce kravica şelalelerini buraya yakın zannediyodum, maps me’ye yazdık ve götürdüğü yere doğru 8 km gittik. Koca bi hayal kırıklığı bekliyodu bizi. Sonradan anladım ki navigasyonda sorun yok, biz dikkatli bakmamışız, gerçekte epey bi mesafesi vardı. 
Geri dönüp blagaja geldik. Alperenler tekkesi denen bektaşi tekkelerini o muhteşem manzara eşliğinde seyreyleyip, mostara geldik.

Poçitel de vardı listemde ama hava aşırı yağışlıydı. Bi an önce otele ulaşmak istedik. Kaldığımız yer köprüye 400 metre civarı olsa da en hareketli bölge, cafeler marketler vs tam önümüzdeydi. Ertesi sabah bi tur daha atıp direksiyonumuzu konjic’e kırdık.

Sadece bi fotoğrafını görüp de beğendiğim için, ve yol üstünde olduğu için durduk, küçük ve çok şirin bi yer. Akabinde ve detayında saraybosna’ya vardık. 

Oteli ararken saniyelik bi kırmızı ışık ihlalim oldu. Bi baktık arkamızda polis arabası sağa çek diyo.Tecrübesizlik var tabi. Evrakları verdim. Ceza kağıdını çıkardı, ilerde bankaya öde gel dedi. Tek kelime ingilizce bilmeyen polislerin yanında kendimi kraliyet mensubu hissettim. İyi tamam ödeyim ödemesine de kaç para aga dedim. 50 € yazdı boş bi kağıda. Ahaa dedim, bosna’nın km’sine kramp mı girdi, niye € yazıyo bu herif. Çaktırmadan rüşvet teklif ettim. Can I pay you. Beni uğraştırma dedim taaa banka manka, direk sana veriyim ama 10 € var sdaece.okey mokey diyodu ki yanindaki genç ve şekerpare polis birşeyler söyledi, almaaaa, başımız belaya gireeer gibilerinden. Neyse tamam diyip gönderdiler beni. 


Bu olay tecrübe oldu. Bosna’da toplam 4 kere çevirmeye denk geldik. Gündüz far kapalıydı, hatalı sollamaydı vs. Mevzuyu öğrendim diye kimseye para kaptırmadım. Yok mok dedim. Blöf yaptılar karakola gideriz vs diye, hadi gidelim o zaman dedim. Neyse meyse diyip yolladı. Sadece biri ısrarlı ve inatçı çıktı pasaportumu da aldı,ona 5 € vemek zorunda kaldım. Bu tip durumlarda bozuk veye küçük paralar bulunması hayat kurtarıyor. 

Velhasıl Saraybosna’da ki otelimiz baş çarşı denen şehir merkezine 50 metre mesafede güzel bi yer. Çarşı da ve şehirde 92-95 arası süren katliamların acısı hala hissediliyor. Bu arada bizden başka kimse saraybosna demiyor buraya ama Sarajevo demeye dilim alışamadı bi türlü. 

Ertesi gün uzun bir Belgrad yolu bizi bekliyordu. 300 km yol sınır hariç 6,5 saat sürdü. Yolun bazı kısımları berbat. Sırbistan girişinde bagaja bile bakmadılar, sadece planınız ne dediler. Belgrad niş ve üsküp dedik, tamam diyip yolladılar.
Belgrad’a yaklaşırken otoban başladı. 3 € civarı sanırım para aldılar. Otelin önüne kadar götürdü bizi navigasyon. Otoparkına koyduk aracı. Ünlü knez mihailova caddesine 600 metre mesafede temiz bi otel. Hatta çalışan kadın kara sevda izliyodu içeri girdiğimizde. Telefonumdan ufak tefek oynadığım kısımları izlettirdim de bi anda hürmet etmeye başladı imza istedi, yok ablacım üç beş cümle diyalog bizde adamı ünlü etmez desemde anlamadı. Aynı hostel’de ertesi gün de kalmak istedik ama yer yoktu, başka bi hostele geçtik, orası daha iyi bi konuma ve fiyata sahipti üstelik. 

Ertesi sabah Niş’e doğru yola çıktık, 3 saat kadar şehri gezdik, sonra ki istikametimiz priştine. Taaa yukarıları okuyanlar hatırlar aracın green card’ına Kosova yazdırmamıştık. 35 € daha vermemek için. Bi umut , belki es kaza gireriz diye sınıra doğru ilerliyoduk kiii polis çevirmesine denk geldik. Tamam ya, o iş bende, alıştım artık napacagımı biliyorum,sıkıntı yok reis diye düşünerek indim araçtan. Adamlar yol kenarına baya baya kamera koymuşlar. Bana beni izletiyo. Ufaktan aşina olduğum bi durum ama durum farklı tabi. Arabanın saatte ki hızını gösteriyo bana sırp polisi. Ee ne var yani işareti yapiyorum (ingilizceleri yok) 78’i işaret ederek olmaz dercesine kafa sallıyo. Ya kaç olacağıdı diyorum. 60 yazıyo bi kağıda. Ceza kağıdını çıkarıp 2500 dinar yazdı (21 € ) Ben 5 mi 10 mu € teklif etsem diye düşünürken adamlar kağıdı tutuşturdu elime, ilerde kosova sınırında git öde gel pasaportunu al dedi (hareketlerinden anladım) Yani bu seferkiler rüşvetçi değildi. 6 km ilerde sınırda parayı ödeyip geri dönerken aklımızda tek bi soru vardı. Ya bide sınırdan giremezsek. Hem onca yolu geri dönmek zorunda kalırız hemde boşa ceza yemiş oluruz.
Neyse ki sorgusuz sualsiz giriş yaptık Kosova’ya. 30.ülkem olması hasebiyle bende ki yeri ayrıdır oranın. Normalde herkes Prizren’e git der Priştine yerine. Ancak saat 7’ye geliyodu ve 10 günün yorgunluğu olduğu için 90 km ilerde ki prizren’e gitmedik. Başkent Priştine banaTiran’ı anımsattı. Berbat bi şehir bekliyodum, fena değilmiş dedim. Hemen herkesin az çok Türkçe bildiği şehirde rastgele bulduğumuz hostelde kaldık. 7 yataklı büyük odayı, başka kimse gelmesin şartıyla tuttuk.


Ve ertesi yani son sabahımızda hedefimiz matka kanyonu oldu.30 dakika kano kiraladık (2 kişi 250 dinar yani 4 € ) Çıkışta aracı yıkamacıya verdik, sonra havalimanına 40 km varken depoyu doldurduk. İlk 40-50 km benzin göstergesinde pek belli olmuyo diye. Aracı teslim ederken en büyük korkum görevlinin bakıp burada bu bilmem ne yoktu diyip kıllık yapmasıydı.Çünkü 500 € bloke konulan kart kız arkadaşıma ait. Sorumluluk olayı yani. Neyse ki korkulan olmadı. Çok uzun yıllardır hayalini kurduğum bu geziyi,hele hele kız arkadaştan ötem ile Ayça Yarim ile ,ve sonra erkek kardeşim ile birlikte gerçekleştirmek beni ziyadesiyle mutlu etti. 

Her türlü sorunuzu elimden geldiğince cevaplamaya çalışırım. Umarım benzeri bi tur yapmak isteyenlere bi nebze katkım olmuştur

Sinan Ünal

Comments

comments

Previous Uruguay' da Eczanelerde Marijuana Satışları Yasallaştı
Next Neden kaçıyoruz ormandan ?

0 Comments

No Comments Yet!

You can be first to comment this post!

Leave a Reply

You might also like

Seyahat Anıları 0 Comments

Yolların Bitmediği Bozkırın Damarlarını Oluşturan Nehirlerden Geliyorum

Cengiz Han’ın diyarından…Kaybolma hissi uyandıran ülke Mogolistan Yolların bitmediği, bozkırın damarlarını oluşturan nehirlerin ve derelin çok olduğu,at etinin ve sütünün farklı tatlar sunduğu,başınızı alıp giderken herşeyi gerçek anlamda geride bırakamadığınız

Raydan Çıkanlar

InterRail Türkiye Manifestosu

InterRail Turkiye Kimdir ? yüzlerce fotograf paylasiyoruz. Biz bu grubu anlamadik, siz ne ayaksiniz diyenler olabilir. 2013 yilinda kurulan bir işsizler topluluguyuz. Kültüründe seyahat etmek olan ama bi turlu yurtdışına gidemeyecegini

Seyahat Anıları 1Comments

Game OF Thrones Rüyası İzlanda

Biraz geç olsa da sizlerle asla unutamayacağım 3 arkadaşımla birlikte bu yaz çıktığım bir gezimi paylaşmak isterim ve rotanızı İZLANDA’ya çevirmeniz için yalvarıyorum! Asla pişman olmayacaksınız. İzlanda’ya doğru YOLA ÇIK!