Afganistan’ı Gezmek ?

Afganistan’ı Gezmek ?

Afganistan yollarında- Bir coğrafyaya giderken insan nasıl/neden ölümü göze alır ?

Bir kitabı elime aldığımda öncelikle arka kapağına bakarım. Kitabı okuma heyecanı yaratan ya da alternatiflere bakmama neden olan o an önemlidir. Jack London’ın ‘’Ölüme boyun eğmeyen adam’’ adlı romanını elime aldığımda okuduğum o basit görünümlü hikaye, yeni düşünceler dölleyen güçlü bir tohum oldu.

‘’Savaşın en kanlı günlerinden birinde asker, arkadaşının kanlar içersinde yere düştüğünü görüp, ateş yağmuru altında komutanından izin isteyerek onu almak istemiş. Komutanı ‘Delirdin mi? Sen de ölürsün, o zaten ölmüştür’ demiş. Asker ısrar edince de izin vermiş. Asker kendini tehlikeye atıp arkadaşını sırtına alarak koşa koşa geri dönmüş. Komutan kanlar içindeki askerin nabzını kontrol etmiş ve öldüğünü onu taşıyan arkadaşına söylemiş. ‘Gördün mü?’ demiş, ‘Hayatını tehlikeye attığına değmedi.’ ‘Değdi’ demiş asker. ‘Nasıl değdi? Görmüyor musun? Adam ölmüş’ Asker ‘Yine de değdi komutanım. Çünkü yanına ulaştığımda henüz sağdı. Onun son sözlerini duymak, dünyaya bedeldi benim için.’ Ve arkadaşının son sözlerini tekrarlamış ağlayarak ‘Geleceğini biliyordum’ demiş arkadaşı. Geleceğini biliyordum…

Gittiğim yerlerde insanlar için var olan tüm o koşulları değiştiremeyeceğimi bilirim. Kendini koruma ve yaşamı idame iç güdüsü bu kadar güçlüyken, bir insanın ölümü göze alarak yaptığı her türlü eylem, çoğunluk tarafından çok anlaşılagelmiş bir durum değildir. Yaptığınız eylemdeki kararlılığınız, amacınıza adanmışlığınız zaman zaman takdir görebilse de, aptallığınız sorgulanır. Sınırlı şekilde dokunabildiğim hayatlarda, sanki geleceğimi biliyormuş olduğunu hissettiğim insanlar, bana birşeyleri göstermek için bekler gibilerdi çoğu zaman. Dünyanın bulunduğum yerinden onlara sesler, duygular götürdüm; onlardan aldığım duyguları , sesleri buralara taşıdım. Bazen öyle ağırdı ki o duygular, altında ezildim. Her coğrafyanın ayrı dili vardı, ekonomik ve coğrafi koşulların zorlayıcılığından eğitimsizliğin de yaygın olduğu bu yerlerde hangi dille anlaşacaktım. Meğer insanlığın dili , onu konuşanlar tarafından her yerde anlaşılıyormuş..

Teşekkürler Betül Güleç

Comments

comments

Previous Duyuru : Interrail Turkiye Yönetici Alımı
Next Bir Norveç Düşü : Reine

0 Comments

No Comments Yet!

You can be first to comment this post!

Leave a Reply

You might also like

Raydan Çıkanlar 0 Comments

Pasaportum Bile Yokken Kendini Roma’da Bulmak

Karar verdiğimizde elimizde pasaportumuz bile yoktu bi anda oldu her sey. Yeri geldi icecegimiz sudan bile kıstık biriktirdik bi sekilde parayi. Biriktirdik biriktirmesine de alıydı puluydu derken daha ülkeden çıkmadan

Raydan Çıkanlar 0 Comments

Charles Köprüsü, Az Biraz Da Sevgili Hüzün.

Prag; ortaçağ medeniyeti, karanlık bir kafka, Charles köprüsü, az biraz da sevgili hüzün. Bir efsanedir, Hitler’ in çok beğendiği için bombalatmadığı şehirdir Prag. Hatay’ dan kalkıp Japon Turist edasında bu

Raydan Çıkanlar 0 Comments

Muhteşem Çizimlerle Mert Akgül’ ün InterRail Günlüğü

Hepimiz seyahat sırasında yaşadığımız anıları sonsuza kadar saklamak isteriz. Fotoğraf çekmek için ya kısıtlı bagaj hakkımızdan feragat edip fotoğraf makinesi alırız ya da sürekli şarj molası gerektiren akıllı telefonlarımızı kullanırız.