Şirinler köyü değil Bir Interrail Turkiye Kampı

Şirinler köyü değil Bir Interrail Turkiye Kampı

Bir kez bile Interrail Türkiye kamp etkinliğine katıldıysanız, torunlara anlatacak bir sürü şey biriktirmişsiniz demektir. Olay bir süre sonra askerlik anısına dönüyor çünkü. 100 kişi gitmişiz,100 kişi dönmüşüz ama herkes başka bir şey yaşamış. Eksik kaldığın geyik varsa iç çekiyorsun, öyle bir şey… ” Ya bir gün bizim Bestami Komutan duran ağaca selam verdirdi?!?!”

Gelemeyenlerin üzüntüsü hafiflesin diye gecikti bu yazı. Şimdi sizi 3-4 günlük bir iç Anadolu masalına götüreceğim, takılın peşime. #karasal iklim konusuna döneceğiz.

internet duyuruları, hesaba havaleler derken yolculuk AKM önünde başladı. 45 kişilik planlanan gezi, para hesabını tutan arkadaşın ” durun kontenjan doldu ” demeyi unutmasıyla iki otobüse çıktı. Otobüse binince cuma akşamı işten çıkanlar uyudu, kalanlar bet sesleriyle şarkı türküye asıldı.

Beş dakikada bir söylenen ” abi işicem, abi mola mı versek ?, sigara içek mi kaptan ?” edalarıyla güç bela şehre indik. Bugün burada alışverişleriyle bir şehri kalkındırmış, neredeyse kredi notunu yükseltmiş bir ekip duruyor, destuuurunuz ulaağyn  !
Efendim, alışverişimizi yapıp kamp alanına ulaştık. Bizden önce gelenler mağaraları kapmışlar, önce bi hayıflandık sonra bulduğumuz yere kurduk çadırları.  

Tam o an bi aydınlanma geldi tabi. Biz şehirde ne yapıyoruz ? Derdimiz ne? Neyi bölüşemiyoruz, bak buradayız. ilk kahvaltı, fotoğraftakilerin yarısını tanımıyorum. Yemek bulunca çöken tayfa 🙂 var olsunlar.  Kocaman bir aile, aç kalmazsınız. Üşümezsiniz. Sihirli cümlemiz hazır her an. ” Bende var ”



Hadi şehir turu, Çavuşin’den başlayıp her yere. Niğde’ye, Kayseri’ye bile. İçinde bulunduğum ekip bölünmedi, 7 kişi otostopla şehri gezdi. bu bizim hikayemiz. Çanak çömlek yapan, akşama kadar kamp alanından ayrılmayıp güneşte uyuyan dostlar vardı. Gün doğumunu ve balonları izlemek için tepede sabahlayan ve fakat havanın kapalı olmasından dolayı her ikisini de göremeyen, duşsuz, keriz arkadaşlarımız da… 


Elimizde hiç fotoğraf olmadığı için gerçekliğine inanamadığımız bi an da oldu. Western kuşağıyla bizim kuşağın bi zaman bükülmesi esnasında kızıl çukurda karşılaşması..? Arkadaşlarımız kısaca “kampı at bastı” dese de, yo dostum yo o kadar basit değildi. Hepimize aynı halüsinasyonu gördüğünü düşündürecek kadar güçlü bu sahne gerçek miydi?

Gündüz ki cehennem sıcağı gece yerini ayaza bıraktı. Karasal iklim demiştik. Gece ateşinin başı, soğuktan uyuyamayıp gelenlerle doldu. Zenginler -30’luk tulumlarıyla uyurken, biz tulumsuzlar veya yazlık tulumlular ateş başında aynı sahneye kaçtı aklımız : 



     mahmut hoca: okul sadece dört yanı duvarla çevrili, tepesinde dam olan yer değildir. okul her yerdir. sırasında bir orman,   sırasında dağ başı. öğrenmenin, bilginin var olduğu her yer okuldur.

     tulum hayri: allah aşkına hocam, bu okulda insan ne öğrenir? 

     mahmut hoca: yaşamayı, mücadele etmeyi, doğa ile savaşmayı öğrenirsiniz. bilgili olmayı, en önemlisi kendinize karşı saygıyı . bu saydıklarım eğer bir okulda yoksa, orada sadece bir taş yığını vardır.


üşüdük.

Dolunay vardı o gece. O gece o Ateş’in başında sabaha kadar üşüyenler, ben de oradaydım.

Sabah pırıl pırıl doğdu. Dedik ya, herkes başka şeyler yaşıyor. Gece mağaralarda akustik konserler yapılmış, kıskandık.

Gündüz internet, şarj vs. derdine düşüyorsun. Instagramlık fotoğraflar çekilecek falan filan ama gece oradasın işte, o an’a mecbursun, o zaman bütün benliğini, en ilkel halini çıkarıyorsun ortaya. Birinin ekmeğinin ucundan koparıyorsun, öbür şarap elden ele geziyor, ikram edilen hiçbir şeyi geri çevirmek yok, doğadasın, doğalsın. Biraz konfor arasan doğa da ters tepiyor seni. Teslim olman lazım. Geceyi anlatma hevesim bu teslimiyetten biraz.

İkinci gece irili ufaklı bir sürü ateşler yakıldı. Şarkılar mırıldanılmaya başlandı. Arada bir iki güzel ses sıyrılıyor tabi. Büyük ateşlerden birinin başında Makedonca bi ezgi başladı,

same amala oro kelena

 oro kelena dive

 kerena sa o roma

(amaro dive amaro dive, ederlezi ej… ah… )

Sonra karşı cepheden bi ses daha

sa o roma, babo,

babo sa o roma,

 o daje

Bi yan flüt girdi, bilmediği o ezgiye, bırakmadı.

Seslerimiz kesildi, gülüşmeler bile. Sadece nakaratına eşlik ettiğimiz o şarkıyla içimizde bir yeri bulduk.

O anın videosu yok, dönüşte çok iç çektim keşke olsaydı diye ama iyiki yok bi yandan. Orada bulunanların ortak hafızasında kalsın.

O geceden bir fotoğraf, çok sesli interrail korosu. Gitar, keman, ukulele, yan flüt ve piyasayı eteğinde sallayacak bir kaç vokal… Söylediğimiz şarkılar bize kalsın. Torunlarınıza anlatacak bir ateş başı hikayeniz yoksa biraz eksiksinizdir.


O gecenin sabahında bi işgüzar’ın hoparlöre verdiği sesle, Şener Şen’le kalktık. “inek obasıııı uyaaan” bu bir klasiktir 🙂

Kabilemizi toplayıp son bi şehir turuna çıktık. Avanos’taki sallanan köprüyü bilirsiniz, ne bileceksiniz cahiller geldiniz mi sanki bizle ? O köprü var ya, hani üstünde zıplamak yasak olan. Biz 100 kişi biraz kıpırdandık onun üstünde, köprü Allah’ını şaşırdı. Aman dikkat derken aşağıda kayıkta romantik bi abimizin evlenme teklifine şahit olduk, gelin adayı evet demeden biz bastık çığlığı evveet diyerek. O da el mahkum evet dedi, mahalle baskısı ne yaparsın ?


Dönüşte düğün dernek ekibi olarak bi gelinle damadın daha aile fotoğraflarında yer aldıktan sonra, en son hamile bi ablamızın dileğini kırmayıp sokak baby shower’ını yaptık. Mürüvvet bağlamak olsun, çocuk belemek olsun bunlar bizim işimiz elbette.



Dönüş pasaklı ve hüzünlüydü. Çok anlatasım yok vedaları sevmem Sıcak bir banyo hasreti ve sorumluluklarımıza geri dönmenin iç sıkıntısıyla -ama yine de her şeye değer bir dört günden sonra- kucaklaşa kucaklaşa ayrıldık.

Sonra şöyle şeyler oldu; ateş başında comolokko diye birbine bağıran deliler, döndükten bir kaç gün sonra #comolokkorail yapıp buluşup hasret giderdiler.

Çadırına torpil atılan taraf davacı olmaktan vazgeçti, torpilci tarafla öpüşüp barıştılar

Kampta aşka düştüğünü sananların bazıları birbirlerini hiç aramadılar.(#sitemiçerir)

Kamp alanına ATM indirme işini gerekli mercilerle görüşmeye karar verdik.

Geçen senenin tuvaletçi abisi yine favorimizdi. Hala define bulamamış ama çalışmalar devam ediyormuş.

Gece tulum bulmak için çadıra ışık tutulunca, “narkotik beni almaya” geldi diye sıçrayan alkolik kardeşimiz de şimdi iyi, merak etmeyin.

Bi efsanemiz daha vardı, marketçi Numan. Tanrı seni korusun Numan.

Ve son oscar goes to freedom tişörtlü şoför abimiz. seni anlatmaya kelimeler yetmez. İyi ki vardın.




Takvimlerden zaman çalın, yollar bulur sizi.

Fotoğraflarla KapadokyaRail




Başak Leyla Kaçar

Comments

comments

Previous KapadokyaRail Kampı
Next MüzikRail Başvuruları Başladı

1 Comment

  1. Berkaycicek
    Mayıs 27, 20:12
    Kamplarınızda böyle sıcak ve eğlenceye dayalı bir ortam oldugunu bilmek insani tesvik ediyor açıkçası Birdahaki #kamprail de goygoya katılmak umuduyla.. :)

Leave a Reply

You might also like

Interrail 0 Comments

Ek Ücret Ödemeden InterRail Trenleri Nasıl Kullanılır ?

InterRail boyunca hicbir trene rezervasyon ücreti vermeden yolculuk yapabileceğinizi unutmayın. Bazı rotalarda yolu uzatmamak için verilmesi dışında ( Barcelona- Paris ) asla ek ücret vermemenizi tavsiye ediyoruz. Öncelikle InterRail’in resmi

Son Dakika: İş Adamlarına Yeşil Pasaport

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, ihracatı desteklemede yeni adımlar atacaklarını ve yaklaşık 15 bin ihracatçıya yeşil pasaport vereceklerini açıkladı. Bakan Zeybekçi, şirketlere verilecek pasaport adedinin ihracat rakamına göre belirleneceğini söyledi. Ekonomi

Raydan Çıkanlar 0 Comments