Yola çıkmak için Para’ ya gerek var mı ?

Yola çıkmak için Para’ ya gerek var mı ?

Yola çıkmak …
Ne kadar iyi koşullarda olsa da, insanın zaman zaman bulunduğu yerden sıkıldığını, hayatın başka yanlarıyla irtibat halinde olmak istediğini , istisnai bir duruma denk gelmesizin, karşılaştığım farklı tarzda tüm insanlarda gözlemledim. Alıştıkları ve konfor alanı haline dönüştürdükleri yaşamdan vazgeçme cesareti olmasa da, başka bir yaşama karşı duyulan özlem bakiydi. Aktif hayatının sürekliliğinden sıkılan dinginlik, dingin hayatın rutininden sıkılan aksiyon istiyordu. Her gece bir başka partner bulan düzenli bir ilişki, düzenli ilişkisi olan yeni maceraların heyecanına özeniyordu. Özlenen, arzulanan tam olarak sahip olunanın zıddı olmasa da, herkesin özlem duyduğu başka bir hayat vardı. Arkadaş sohbetlerine arasıra konu olan bu ‘’özlem duyulan hayat’’ orada bir yerde duruyor, hissedilen boşluğu açıklamak için sığınılan bir liman oluyordu. Bir de idealize edilen insanlar vardı. Tüm zorluklara karşı inandığı şekilde yaşamış, doğrusunun, hayalinin peşinden gitmiş insanlar, kendimizce başarmak istediğimizi başarmış insanlar.. Bunlar ya çağlar önce yaşamış , ya da ulaşamadığımız, temas edemediğimiz, belli bir mesafedeki insanlardı. Okuduğum bir sözde ‘’ İnsanlar, nesnelerin aksine uzaktan büyük gözükürler’’ diyordu. Uzakta bulunanı idealize etmek, kendi türdeşimizi üstün bir yere koymak başka bir limandı. Demekki ‘’olunabiliyormuş’’ a, ‘’yapılabiliyormuş’’ a örnekti. Türdeşimiz başarmıştı, takdirimize şayandı, demekki biz de yapabilirdik. Yapmıyor olsak da yapabilirdik işte. Bu durum cesaret ve ümit vericiydi.


Koşullarını değiştirmek arzusu ile ilgili birçok arkadaş sohbetinin muhattabı oluyorum. Ancak arzu, hepimiz için sözde, pasif halde. İnsanı harekete geçirecek güçlü bir dürtü halinde değil. Belki kişiyi, o hayattan çekip çıkaracak bir karşılaşma, şansın kapıyı çalması bekleniyor. Ama öylece bekleniyor. Bu sırada, doldurulamayan ve açıklanamayan o boşluğun sesini duymamak için, dışarıda bir gürültü bulmak ve oyalanmak gerekiyor.
Evde zaman geçiremeyen, kendi kendine kalamayan insanlar guruhu her gün alışveriş merkezlerini tıklım tıkış dolduruyor, yetmiyor her semtte yeni bir tane ‘’mall’’ açılıyor. Bindiğiniz arabanın markası, giydiğiniz kazağın üzerindeki amblem göreceğiniz muamelenin belirleyicisi oluyor. İnsanı, gözünü karartan bir rekabete sürükleyen, değer görmeyi bu maddi unsurlar üzerinden belirleyen dünyanın ellerinde, kişiye özgünlüğünü kaybettiren modern çağ, hergün direncimizi sınıyor. Onun delici bakışlarına maruz kalan insanın, bu baskıya direnerek samimiyetini ve değerlerini muhafaza edebilmesi için gösterdiği olağanüstü çaba , nevrotik bir hal yaratıyor. Kırılganlığımızı, şefkate duyduğumuz ihtiyacı; hırslarımınızın gölgesindeki statümüz, ego showlarımız ve maddi kazancımızla gidermeye çalışıyoruz. Bizi kendimizle yüzleştirecek herşeyden, ölümden korkar gibi korkuyoruz. Anlamak için kendimize gereken zamanı tanımıyoruz. Durmak , durup olana ve kendine bakmak yerine, sürekli bir etkinlikle kendimizi meşgul tutuyoruz. Meditasyon, yoga gibi bizde tabanı olmayan doğu menşeili yöntemlere başvurup, bunları sadece davranışsal olarak uyguluyor, arada dine yaklaşıp ibadet ediyor, eğlenceli grup turlarıyla yolculuklara çıkıyor, geçici aşklar yaşıyor, kısa süreli tatminler veren projeler yapıyor ama kendini boşluk ya da anlamsızlık duygusunun esaretinden kurtulamamış buluyoruz. Elde edildiğinde, mutluluğu 3-5 gün süren maddi hedeflerin peşinde, gerçek ve içten ilişkilerden feragat ederek kendimizi ‘’PARA’’lıyoruz. Çünkü paraya dönüşmeyen hiçbir şey pek de değerli değil. Kendimizle, içimizle, gerçekliğimizle kurduğumuz bağ zayıflıyor. Bu halleriyle başa çıkamayan, özüne ve insanlığına uzaklaşan insan en şerefli hallerinden en sefil hallerine bürünüyor.
Öyleyse insanın kendine yolculuğu gerek bize. Kendini uyuşturarak modern çağa tahammül göstermek yerine, kendiyle yeniden bağ kurmak gerek. Yollara düşmek. Ruhani olarak. Fiziksel olarak. Seçtiği bu yolda düşmek, yeniden kalkmak, dizini kanatmak gerek belki de. Hayata daha derinlikli bakacak yollar bulmak gerek. Öz’den, öz’e yol açmayı, yolculuk yapmayı bilmek gerek.

Teşekkürler Betül Güleç

Hep İyileri Konuşuyoruz. Seyahat Etmenin Kötülükleri

Comments

comments

Previous Filistin'i bisiklet ile gezmek
Next Matematik Öğretmeninin İstifa Edip Dünyayı Gezmesi

0 Comments

No Comments Yet!

You can be first to comment this post!

Leave a Reply

You might also like

Raydan Çıkanlar 0 Comments

Afganistan’ı Gezmek ?

Afganistan yollarında- Bir coğrafyaya giderken insan nasıl/neden ölümü göze alır ? Bir kitabı elime aldığımda öncelikle arka kapağına bakarım. Kitabı okuma heyecanı yaratan ya da alternatiflere bakmama neden olan o

Raydan Çıkanlar 0 Comments